PEKİ YA BEN?
Karanlık odamızın pencerelerini açmalı, çöplerden kurtularak arınmasına olanak sağlamalıyız. Ancak bu şekilde dışarıdaki temiz havanın içeriye girmesi içerideki kötü havanın ise dışarıya çıkması mümkün olur. Tüm bunlardan sonra gözlerinizi kapatın ve hayal edin odanızın penceresini açtığınızda ne gördünüz? Gördüğünüz şey olumlu duygular uyandırıp sizi mutlu ediyorsa doğru yoldasınız devam edin.
“Kaçıngan bağlanma, bireyin duygusal ilişkilerde yakınlık kurmaktan kaçındığı ve bağımsızlık ihtiyacını ön planda tuttuğu bir bağlanma stilidir. Çocukluk döneminde yaşanan duygusal ihmal, ebeveynlerin soğuk ya da mesafeli tutumları gibi, bu bağlanma stilinin temel nedenleri arasında yer alır.
Narsistik kişilik bozukluğu çoğu zaman kaçıngan bağlanma ile yakından ilişkilidir. Zira narsistik kişiler her ne kadar dışardan oldukça öz güvenli görünseler de aslında reddedilmekten ve sevilmemekten oldukça korkan bir yapıları vardır.”
Böyle bir ilişkiden beklenti varsa karşı taraf adına geçmiş travmanın derinlik durumu tespit edilir. Yaşam Koçluğu yahut Psikologluk yönünden yaklaşım gerekir. İyileşme isteği var mı, içinde bulunduğu durumu kabullenmiş mi, mevcut halinden memnun mu, kaçıngan durumunun narsistlikle bağlantısı var mı? Ya kendimiz?
Hayatımıza seçtiğimiz insanlar kendimizde iyileştirmek istediğimiz yanlarımız da olabilir cezalandırmak istediğimiz yanlarımız da. Sahip olduğumuz enerjisel alana bağlı olarak tercihlerde bulunuruz ve aynı enerji düzeyindeki bireyleri hayatımıza çekeriz. O halde biz düzelirsek çevremiz de düzelecektir. Buna bağlı olarak enerjisel çalışmalar, olumlamalar, enerjiyi pozitife çevirecek ve motivasyon artıracak değişimlerde bulunmak önce kendi köklerimizi güçlendirecek daha sonra etrafımızı aydınlatmaya başlayacaktır. Geçmişi şifalandırma ve affetme, korkularla yüzleşme çalışmaları bu yolda atılabilecek en yapıcı adımlardır.
Hayatımızda olumsuz etki yaratmış her bireyin geçmişinde mutlak olumsuzluklar, travmalar olduğunu bilmemiz gerekir. Koçlukta 132 diye bir terim vardır. Her insanın 132 si kendinedir. Doğduğu ve yetiştiği coğrafya, aile ortamı, okul ve is ortamı ve daha pek çok deneyim her bireyin kendi algı düzeyine göre değişkenlik gösterir. Bir defne yaprağı ile A kişisi yemek yapıp afiyetle yemeyi tercih ederken B kişisi bereket getirsin diye üzerine semboller yazıp yastığının altına koyabilir. Burada nesne aynı olmakla birlikte ona sahip olanların beklentileri, öncelikleri ve düşünce yapıları tamamen birbirinden farklıdır. Aynı aile ortamında yetişen iki kardeşin mizaçlarının farklı olmasının sebebi de 132 ile alakalıdır. Aynı olaylara farklı tepkiler verilmesi bu nedenle normaldir ve yeryüzünde hiçbir insanın algılama stili birbirine benzemez.
Hayatımızda yapacağımız ilişki tercihlerinde önce kendi içimize bakmak ne istediğimizi anlamak önemlidir. Karşı taraftan beklentimiz nedir ve ne için bunu bekliyoruz? Al-Ver dengesinin olmadığı yerde dengesizlikler yaşanması kaçınılmazdır. Dengeyi önce kendimizde sağladığımızda düşmeye meyilli olanlar hayatımızdan uzak kalacak hayatımızda olanlarsa olağan şekilde uzaklaşacaktır. Böyle bir durumda kalması için zorlamak bize zarar vereceğinden ve sınavlarımızı zorlaştıracağından gitmesine izin vermek yerinde olacaktır.
Karanlık odamızın pencerelerini açmalı, çöplerden kurtularak arınmasına olanak sağlamalıyız. Ancak bu şekilde dışarıdaki temiz havanın içeriye girmesi içerideki kötü havanın ise dışarıya çıkması mümkün olur. Tüm bunlardan sonra gözlerinizi kapatın ve hayal edin odanızın penceresini açtığınızda ne gördünüz? Gördüğünüz şey olumlu duygular uyandırıp sizi mutlu ediyorsa doğru yoldasınız devam edin.
Derya Akbayrak
En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!