Hayatınızın Fotoğrafını Çekme Vakti

Nefesimiz yaşadığımız hayatın fotoğrafıdır. Nefesimiz değiştiğinde bakış açımız değişir, bakış açımız değiştiğinde ise yaşamımız değişir. Tüm bunlar değiştiğinde de ortaya yeni bir fotoğraf çıkar.

Hayatınızın Fotoğrafını Çekme Vakti

Nefes konusu açıldığında genel olarak doğru ve iyi nefes almak için nefes teknikleri üzerine konuşulur, söze genel olarak “derin bir nefes al” diyerek başlanır. Oysa nefes yaşamın ta kendisidir ve her şey nefesimizle bağlantılıdır. Yaşamın tamamında olduğu gibi nefes konusunda da vermeden almak neredeyse imkânsız sayılır.

Şimdi; “ ama biz nefes alıp veriyoruz, nasıl imkânsız?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Hemen açıklayayım, nefes alıp veriyor olmamız sadece hayatta olduğumuzun bir belirtisi ve bunu da biz değil DNA’mızda yazılı otonom sinir sistemimiz otomatik olarak bizim adımıza yapıyor. Oysa biz dümenin başına geçip aldığımız, verdiğimiz hatta tuttuğumuz her nefesi farkındalıkla kullanmaya başladığımızda gerçekten yaşamaya ya da yaşamımızı fark etmeye başlıyoruz. Hayatta kalmak ve yaşamak aynı gibi algılansa da hayatımızın farklı yerlerine temas eden birbirinden çok farklı konular.

Nefes alan herkes hayattadır, makineye bağlı nefes alanlar da hayattadır. Bununla birlikte kendisine emanet edilmiş hayatının ve nefesinin farkında olanlar yaşayanlardır. Yaşamak ise belki hakkıyla belki hakkını biraz az vererek ya da olabildiğince iyi olmaya çalışarak yaşamak olabilir.

Yaşam içinde nefes almaktan çok vermek ve tutmak üzerine odaklandığımızda acaba bize nasıl fayda sağlar, kısaca ve minik birkaç örnekle bakalım.

Nefes verme nerelerde kullanılır önce ondan bahsedeyim, örneğin spor yapanlar, yoga yapanlar çok iyi bilirler. Hareketin en zor kısmında nefes vermek çok önemlidir, esneme çalışmalarında da nefes vermek çok önemli çünkü her nefes verişinizde bedeniniz biraz daha esnetebilirsiniz.

Yaşamda aynen böyledir, tutunduklarımızı, bağımlılıklarımızı, bizi zorlayan şeyleri her nefeste biraz daha bıraktıkça gelişip esneriz. Bu sayede hayata daha kolay uyum sağlar, farklı bakış açıları geliştirir, bütünü görebilir ve kendi ölçülerinizde maksimum seviyede anda ve farkında yaşarız.

Hayatın her alanında sadece almak ya da sadece vermek bize çok fazla bir şey kazandırmadığı gibi bu nefes için de geçerlidir. Dolayısı ile nefesi ya da deneyimleri çoğunlukla almak, çoğunlukla tutmak ya da çoğunlukla vermek zaman içinde bedensel, zihinsel, duygusal ya da ruhsal zararlara sebep olabilir. Bu nedenle aldığımız ve verdiğimiz nefes ölçüsünde yaşamımızda al-ver dengemiz oluşur. Nefesimizi disipline ettikçe yaşamımızda toparlanmaya başlar.

Biraz da nefes tutma konusuna bakalım, burası da bizim için oldukça önemli ve hayati diyebiliriz. Nefes tutmak derin oksijenlenmeyi, hafıza güçlendirmeyi, an dikkatinde ve farkında olmayı sağlar, hatta efor isteyen bir durumda(atletizm vs gibi) son derece rahat ilerlerken son 20 saniyelerde nefes tuttuğunuzda maksimum enerji düzeyine ulaşabilirsiniz. Bununla birlikte her şeyde olduğu gibi beden bilgeliğini aşarak bunu bilinçsizce abartmak bir takım hasarlar oluşturabilir. Yaşamın her alanında olduğu gibi “tutmak” ve tuttuklarımızın içindeki faydalı olan kısımları etkin kullanmak çok önemli.

Nefes tutmayı yaşamsal deneyimlerle birlikte gözlemlediğimizde aslında bize tutmanın ve bırakmanın ne kadar kıymetini olduğunu gösterir. Nasıl ki aldığımız ve tuttuğumuz nefesi faydalı şekilde kullandıktan sonra ve yeterli oksijen seviyesine ulaştığımızda bırakıyoruz, yaşam deneyimlerimiz için de bunu yapabiliriz. Yani, yıllarca, günlerce, saatlerce içimizde tuttuğumuz deneyimlerin bize kattığı faydayı alarak onlara tutunduğumuzu fark ederek sakince bırakıp, özgürleşebiliriz.

Bıraktıklarımız ölçüsünde hafifler ve kendimizi özgür hissederiz. Özgür oldukça ne istediğimizi daha net bilir ve hayatımız için daha faydalı olanı çekmeye başlarız. Yani bıraktıkça alabilir, aldıkça tutabilir ve vakti gelince huzurla yenisi için tutuklarımızı kolayca bırakabiliriz.

En başta yazdığım gibi nefes yaşam demektir ve nefesimiz nasılsa yaşamımız da öyledir. O zaman birkaç nefesle bunu önce gözlemleyelim, nasıl nefes alıyoruz? Sakin, derin, heyecanlı, hızlı, kesik kesik, kısa kısa, uzun uzun, ağızdan, burundan vs. önce sadece gözlemleyin, değiştirmeye çalışmadan sadece farkına varın.

Sonra alabildiğiniz kadar derin bir nefes alın ve onu gözlemleyin, nasıl bir nefes ağızdan, burundan, sığ, derin, zor, kolay, dolu dolu ya da biraz yetersiz her nasılsa. Şimdi bunu da değiştirmeden sadece fark edin.

Şimdi birkaç normal nefes alıp verdikten sonra içinizdeki nefesi ıslık çalar gibi dudaklarınızı bükerek tamamen boşaltın, neredeyse içinizde hiç nefes kalmasın ve birkaç saniye bu şekilde nefesinizi tutun bu anı biraz gözlemleyin, bedeninizde neler oluyor, bu nasıl bir his, hiç değiştirmeye çalışmadan sadece izleyin. Birkaç saniye bu şekilde izledikten sonra hiç çaba sarf etmeden kendinizi olabildiğince rahat bırakın ve nefesin kendiliğinden içinize akmasına izin verin. Ve hemen ilk aldığınız nefesle bu nefes nasıl? Sizce hangisi daha dolu dolu ve yeterli, hangisi daha fazla bedeninizi doldurdu, hangisi daha doyumlu ve kendinizi iyi hissettirdi gözlemleyin.

Şimdi bir de niyet yapalım;

Allah’ım şuandan itibaren aldığım nefesin farkında olmaya, onu en kaliteli haliyle kullanmaya niyet ediyorum. Nefes kalitem geliştikçe yaşam kalitemin de gelişeceğini ve genişleyeceğimi biliyorum. Bunun için lütfen beni destekle ve hayrıma olan nefesimi şimdi hatırlamam ve kullanabilmem için bana yardım et. Tutunduklarımı kolaylıkla içimdeki nefesle birlikte bırakabilmem, boşalan alanlara yeni ve faydalı olan taptaze deneyimlerle doldurmam için bana irade ve farkındalık gücü ver. Allah’ım şuandan itibaren senin yolunda yürümeyi, verdiğin nefesi en iyi şekilde kullanmayı ve bana emanet ettiğin yaşamı en iyi şekilde yaşamayı seçiyorum. Lütfen bildiğim ve bilmediğim her türlü helal ve faydalı kaynağınla beni destekle. Şuandan itibaren nefes alıp vermenin ötesinde nefes olmayı seçiyorum, nefes gibi akmayı, dolmayı ve canlanmayı seçiyorum

Şifa olması niyeti ve sevgiyle

Dilek Torun