Anne Karnında Başlayan Mücadele ( Gönül Gözü Kitabından Alınmıştır )

Anne Karnında Başlayan Mücadele ( Gönül Gözü Kitabından Alınmıştır )


Varsayın ki bir eve bir bebek gelecek. O bebek ileride insanlara faydalı olacak. Belki iyi bir bilim insanı, belki öğretmen, belki hemşire, belki kasiyer... Ama severek yapacak işini ve hayırlı bir kişi olacak. Karanlık bir boyut, huzurlu ortamlarda büyüyecek yeni nesillerin, ileride faydalı olabileceğini düşünüyor olabilir.
(Bırakın klasik bakış açınızı ve farklı bir bakış açısıyla bakın olaya. Bu bölümde anlatacaklarımı sadece metafizikle
ilgilenenler anlayabilir. Konu hakkında bilgisi olmayanlar için hiçbir mantığa sığmayacaktır.)
Karanlık boyut, o çocuğun annesinin karnında olduğu dönemden itibaren, anneye gidip vesvese verir. “Kocan artık seni sevmez. Zaten kilo aldın, niye seni sevsin ki? Seni büyük ihtimalle aldatıyordur. Bu çocuğa nasıl bakacaksın?” Bunun gibi anneyi huzursuz edecek, içerisinde korku ve gelecek endişesi yaratacak birçok konuşma yapmaya çalışır.


Bülent Gardiyanoğlu // Gönül Gözü Kitabı Sayfa -69-


Anneye korkular verir ve annenin bir müddet sonra yetersizlik korkusu, aldatılma korkusu, yalnız kalma korkusu, başaramama korkusu ve daha birçok korkusu
artmaya başlar. Ne kadar korkusu varsa ortaya çıkar. Anne istem dışı yakınındakilere içsel karışıklığının yansıması olarak çatmaya başlar. Özellikle de babaya çarpar
sürekli. Gerginlik yaratır ve evin içi adım adım huzursuz bir ortama dönmeye başlar. (Korkular ve endişeler ile ilgili bilgilerimizi elimizden geldiğince Her Şey Hakikati
Görmekle Başlar adlı kitabımızda paylaştık. Baba bir dayanır, iki dayanır, sonunda onun da kafasının içine vesvese girer, “Eşin böyle, eşin şöyle, sen evin
için elinden geleni yapıyorsun ama eşin senin kıymetini bilmiyor...” diye başlar konuşmaya. Böylelikle stresli bir annenin rahminde, bütüne hizmet için dünyaya gelecek çocuk bir şekilde büyümeye başlar. Baba ile annenin arasının açılması için vesvese gece gündüz çalışır. Amaç yuvayı yıkmak, o çocuğa kaybettireceği kadar zaman kaybettirmektir. Böyle bir durumda, Allah’tan yardım istememiz gerekiyor ama istemiyoruz. Onun yerine, “Bıktım bu kadından!”, “Bıktım bu adamdan. Kurtar beni...” demeye başlıyoruz. İsyan ediyoruz. Vesvese içimizi öyle bir dolduruyor ki, iyi bir şey düşünemez hale geliyoruz. “Mutlu bir yuvada birlikte olalım...”
demek sanki gittikçe uzaklaşıyor.
Zihninizde vesvese ve karşınızda da size bağıran biri varken, kendinizi değersiz düşünüyorsunuz, mutsuz hissediyorsunuz.


Bülent Gardiyanoğlu // Gönül Gözü Sayfa -70-


Çocuk kavgalı bir ortamda dünyaya geliyor. Anne baba da çoğu zaman boşanıyor. Çocuk rotası olmayan bir gemiye dönüyor.
Sonra o çocuk yavaş yavaş büyüyor. Sizde de böyle bir durum yaşandıysa Her Şey Hakikati Görmekle Başlar adlı kitabımızda “Çocukların Dengesini Bozmayın” bölümünü mutlaka okuyun.
Bu tür çocuklar, aklınızın alamayacağı kadar yetenekli çocuklardır. Bir konuda genellikle inanılmaz yetenekli olurlar. Fakat evdeki kaos ortamında dünyaya geldiler.
Bu yetenekli çocukların içinde ne kadar büyük bir ışık varsa, o denli de karanlık bir sistem o çocukların bütün hayatları boyunca onlara vesvese vermeye çalışacaktır.
Albert Einstein’ın çok sevdiğim bir sözü var: “Balığı ağaca tırmanma performansıyla değerlendirmeyin.”
Çocuğunuz her zaman yeteneklidir. İçinde bir cevher var. İnanılmaz bir hareketlilik, enerji var. Hisleri güçlüdür. Her iki tarafı da hisseder. Hem ışığı hem de karanlığı. Etrafında yol gösterici sevgi dolu insanlar yoksa, o çocuk yavaş yavaş karanlığa gidebilir. Allah korusun. Huzursuz bir ortamda dünyaya gelen çocuğun zihninde vesvese sürekli konuşur:
“Seni sevmiyorlar. Bunu yaptırmazlar, sen yapamazsın, para vererek annelik babalık mı yaptıklarını zannediyorlar? Kardeşini daha çok seviyorlar. Sen değersizsin, işe yaramazsın” gibi birçok konuşma, çocuğun ergenliğe giderkenki sürecinde sanki tek yol arkadaşı kalmıştır. Diğer iyi olan her şey yavaş yavaş sanki uzaklaşıyor gibi. Böyle bir durumda o çocuğun ailesi vesvesenin oyununa geldi. O güzelim çocuk bu oyunun farkına varamaz. 

Bülent Gardiyanoğlu // Gönül Gözü Sayfa -71-

Ve öfkeyle yaşamaya devam ederse, en az otuz yıl kaybedecekler hayatlarından. Kırgınlıklarla dolu bir kalp, nasıl üretir, hayal kurar, sevgiye odaklanabilir? Nereye gitse, herkes birilerini kötülüyor ya da ona değer vermiyor.
Hayatlarının en verimli oldukları dönemi boşa gidebilir. Annesi ile babasından kurtulmak için ilk mantığına yatan kişiye âşık olduğunu zannedip, onunla bir yuva kurmayı dener. Babadan ve anneden sevgiyi alamadıkları için kendilerinden yaşça büyük kişilere yönelirler. Çoğu zaman uzun süreli ilişki kuramaz. Kısa bir süre sonra başkasıyla arkadaş olur, aradığını onlarda da bulamaz. İçlerinde aradıkları anne veya baba sevgisidir ama vesvese, onu duymaması için daha yüksek bağırır kafasında. Bu insanlar yavaş yavaş sigara, alkol ve uyuşturucuya meyletmeye başlarlar. Uyuşturucu kullanan gençlerin çoğunda his gücü yüksektir ama ışığa gitmenin yolunu bulamamıştır. Anne baba birbirini kötüledi, mutsuz bir ortamda atalarından almaları gereken enformasyonu alamadılar.
Bir lambaya sadece kelebek gelmez. Her türlü böcek gelir. Bu kişiler kendilerini yalnız hissettikleri için gelen böcekleri arkadaş zannederler. Böcekler onların her yerini kemirir. Zamanını, parasını, sevgisini, enerjisini yiyip bitirirler. Onlar da öfke ile kızgınlıkla pişerler ve karanlığa doğru çekilebilirler. Karanlığa doğru çekilen kişi her zaman kendini haklı, kurban, yaşadıklarının sebebini hep bir başkası olarak görürler.
Bu yola, yani batıla doğru kaymaya başlayan kişilere nasihatle ulaşamazsınız. Ancak sevgi, empati, hoşgörü ile onları anlamaya, daha da önemlisi içdünyalarında kaybolup gitmeye başlamış olan o küçük çocuğu hissederek ulaşabilirsiniz.

Bülent Gardiyanoğlu // Gönül Gözü Sayfa -72-


Nasihat herkeste var. Önemli olan bir insanı anladığını hissettirmektir. “Bunu yap, onu yap, şunu getir, bunu götür, bu tekniği uygula...” Bu tür durumlarda laflar sadece
anlamsız sözlerdir. O bedenin içindeki yıllarca yorulmuş olan canı hissetmektir. En önemlisi bir cana baktığınızda onu ışık olarak görebilmektir.
Bugüne kadar yaptığım bireysel görüşmelerde, karşımdaki kişinin içdünyasındaki ışık bir mum kadar küçülse bile, biz o kişiye inandığımızda içindeki ışık güneş gibi parlamaya başlıyor. Yeter ki karşınızdaki kişinin başarabileceğine inanın. Gönül gözümüz açıldığında insanların dini, dili, ırkı, cinsiyetiyle ilgilenmiyorsunuz. Herkes senin yol arkadaşın. Herkes dışarıyla uğraşmayı bir bıraksın ve kendi içlerindeki karanlığı bulup şifalandırmaya niyet etsinler. Işığı arayanların karanlık taraflarını bulmaları gerekir. Hayatı domino taşı dizisi gibi düşünün. Yaşadığımız olaylar ve seçimlerimiz bir sonraki taşa nasıl çarpacağımızı belirliyor. Örneğin: Kişi huzursuz bir ortamda dünyaya gelir. O kadar öfkelidir ki hayata, hiç düşünmeden biriyle evlenir. Amacı anne baba evinden kaçmak, kurtulmaktır. Bunu yaparak kısa süreli de olsa bir rahatlama yaşar. Daha sonra uzun yıllar eşinin zulmüyle uğraşır. Üzerine bir de çocuk yapar. Belki yuva kurtulur ümidiyle. Anne babadan kaçar,
beteriyle hayatına devam ettiğini uzun yıllar sonra fark eder. Yıllarca evlendiği kişiyle çarpışır, çarpışır... Olmadı etrafıyla, işyerindekilerle çarpışır. 

Bülent Gardiyanoğlu // Gönül Gözü Sayfa -73-


Sizin de hayatınızda veya bir sevdiğinizin hayatında bu tür durumlar olmuşsa, 2 Tam Bir Tek adlı kitapta ilişkiler ile ilgili her türlü iletişim sorunlarını elimizden geldiğince paylaşmaya çalıştık. 

Not: Kişi vesveseyi kendisi zannedip kabullenirse durumu paranya ya doğru ilerler. Kesinlikle uzman psikiyatırdan destek alınması gerekiyor

Eğer kişi kafasındaki sesin vesvese olduğunu ve kendisi olmadığını, o vesvesenin huzursuzluk çıkarmak için yalan konuştuğunu fark ederse, ailecek bu sınavı geçmiş olurlar.

Araf Süresi 201. Ayete göz atabilirsiniz.

Bu yazıyı yeni bebekleri olan ve iletişim sorunları yaşayan herkese mutlaka okutun. 

Not 2: Vesvese bazen de kadına değil, erkeğe gelir. Yine kişi vesvese olduğunu fark ederse bu sınavdan geçmeye başlarlar.

Allah yar ve yardımcınız olsun canlar

Bülent Gardiyanoğlu