Akran Zorbalığına Hayır Deme Zamanı

Akran Zorbalığına Hayır Deme Zamanı

Günümüz toplumunda son dönemlerde giderek artan ve ne yazık ki yaygınlaşan ve gündemin en kaygıya meyil yaşatan, en vahim konusu haline gelen şiddet ve saldırganlık, tarih dönemleri boyunca en ilkel topluluklardan, en çağdaş toplumlara varıncaya kadar dünyanın her yerinde kendini apaçık göstermektedir.

Çocuklarımız doğdukları andan itibaren bir sosyal etkileşimin içinde yer almaktadırlar. Bu etkileşim ilk olarak anne, baba, bakımını üstlenen aile büyüğünden bir birey, akrabalar ilişkilerini genişletirler. Biraz daha büyüyüp okul çağına geldiğinde ise çocuk yaşam konfor alanı ile birlikte ilişkiye girdiği çevreyi de kendince farklılaştırmış olur. Önceden anne baba ya da bakımını üstlenen kişilere karşı önemli olan ilişkiler yerini akranları ile olan bireysel ilişkilerine bırakır. Akran kavramı çocuğun aynı, yaş grubu arkadaşlarıyla bağlantılı aynı zamanda ergenlerde aynı yaş gruplarını ifade eden bir kavramdır. Akranları ile olumlu-pozitif dinamik ilişkiler geliştirme çocuğun ilerleyen dönemlerde hem sosyal gelişimi için, hem de yaşamında kendi bireyselliğini, başarısını sürdürebilmesi için oldukça önemlidir.

Akran zorbalığı özellikle okullarda gerçekleşen, bir ya da birden fazla çocuğun kendilerinden fiziki veya sosyal anlamda dezavantajlı konumda olan çocuğa karşı, yapmakta oldukları sözlü̈ ya da fiziksel saldırı, ruhsal baskılamalardan oluşan negatif etkileri son derece yüksek olan bir sosyal problemdir. Akran zorbalığını anlamanın birçok yolu vardır elbette. Çocuğun arkadaşlarından ve okuldan hiç bahsetmemesi, eve arkadaş getirmemesi, arkadaşlarına hiç gitmemesi, okula gitmek istememesi, sabahları iştahsızlık çekmesi, sürekli karın ve baş ağrısı, korkulu rüyalar görmesi, uykusunda ağlaması, yatağını ıslatması, bedeninde açıklanamayan morluklar olması, sürekli uyumak istemesi, sorunun ne olduğunu söylemek istememesi…

Günümüzde bir çok uzmana göre; henüz 3 yaş aralığı çocuğunun bile “iyi -güzel,  sıkıcı -kotü” gibi basit cevaplarla başlayacağı sohbete nail olacak durum tespitine vukuu bulacağı bununla birlikte ilerleyen yaş aralığındaki çocuklara karşı sohbeti başlamadan bitirecek olan, “Bugün okul nasıl geçti? ''Günün nasıldı?” gibi standart ve kalıplaşmış basit sorular yerine;

*Bugün okulda unutamayacağın bir şey oldu mu?

*Bir sınıf arkadaşın hastalanacak ve okula gelemeyecek olsaydı onun kim olmasını isterdin?

*Bugün  okulda seni güldüren, neşelendiren bir olayı bana anlatır mısın?

*Bugün en çok ne zaman sıkıldın?

*Okulda en sevdiğin yer neresi?

*Eğer sınıfa bir uzay gemisi gelseydi ve uzaylılar birini ışınlayacak olsalardı, kimi ışınlamalarını isterdin?

Elbette ki bu sorular daha da çoğaltılarak farklılaştırılabilirler. Standartlar dışında vakıf olan kaliteli sorular sayesinde çocuklarımızın okuldaki yaşantılarına dair daha net daha açık bilgiler alarak bilinçli bir şekilde akran zorbalığına maruz kaldığını öngördüğümüz çocuklarımıza ise biz ebeveynler olarak şu şekilde çözümler sunabiliriz. Şayet gerekirse bir uzmandan destek de alabiliriz.

        *Olmuş olan durumu tartışmak yerine çocuğumuzun konuşmasına, duygularını bizimle paylaşmasına izin vererek onları sakince dinleyelim.

  • Zorbalığın nerede ve nasıl meydana geldiği anı öğrenelim
  • "Sen de aynısını ona yap" cümlesinin fayda sağlamaktan çok zarar getireceğini unutmayalım. Çocuğumuzu suçlama boyutuna geçmeyelim.
  • Olayla ilgili olarak kendi duygularınızı mümkün olduğunca kontrol altına alıp sakinliğimizi koruyalım

      * Şayet çocuğunuz bu olayı  kimseye anlatmamanızı isterse, bunun zorbalık davranışı sergileyen kişiyi korumak anlamına geleceğini uygun dille anlatalım.

  • Çocuğumuzun İlgi alanları bünyesinde sosyal etkinliklere, aktivitelere yönlendirelim.
  • Çocuğunuzu bundan sonraki akran zorbalığı istismarı yaşadığında ve rahatsız etme eylemlerini okulda güvendikleri bir öğretmene, rehberlik birimine veya  okul müdürüne anlatmasına teşvik edelim.
  • Sonrasında  belirli zaman dilimleri içerisinde aynı olayın tekrarlanıp tekrarlanmadığını ve onu üzen veya kızdıran arkadaşları olup olmadığını sorgulayalım.
  • Okul idaresini durumdan mutlaka haberdar ederek ve çözüm konusunda işbirliği yapalım.

Unutmayalım çocuklarımız bugünün küçüğü, geleceğin donanımsal ebeveynleri olacaklardır. Hazine dolu bir servetten daha değerli bir şey varsa eğer o da iyi bir çocuk yetiştirmekten geçer. Her biri çok özel ve değerliler. Yaşamımızda var olan iyikiler.

 

Hayriye Çalışkan Acar

Profesyonel Koç