AKIŞTA OLMAK

Her zaman her işin başına ve sonuna odaklanırdım. Konu ile ilgili gelişmelerin, özellikle de sonunda alacağım fayda ya da zararı tam olarak ne olacağını bilmek ve öğrenmek isterdim. Her zaman sonuç odaklıydım.

AKIŞTA OLMAK
Akışta ve Dengede ol...
AKIŞTA OLMAK

Bundan seneler öncesi bana “Ayşe akışta ol.” deselerdi.

Büyük ihtimalle “Akışta olmak ne demek, o nasıl bir şey” derdim.

Her zaman her işin başını, gelişmelerine ve sonuna odaklanırdım. Konu ile ilgili gelişmelerin özellikle de sonunda alacağım fayda ya da zararı tam olarak ne olacağını bilmek ve öğrenmek isterdim. Her zaman sonuç odaklıydım. En ince ayrıntıya takılırdım. Bazı konularda zamana bırakırken yani bırakabilirken bazı konular benim için en ince ayrıntısına kadar incelenmeli ve yolda nelerle karşılaşacağımız en önemli detaylar arasındaydı. Ne olacağından çok nelerin olmayacağı üzerinde daha çok kafa yorar, olmayacağı ve sağlayacağım faydanın çok az olacağı kanısına varırdım.

Zihnimiz işleyiş olarak %75 olumsuz, %25 olumlu düşünce yapısına sahipken olumsuz düşüncelerin ağır basması da normal bir süreçmiş. Hayattan öğrendiğim ve aldığım dersler fark ettiklerim ile beraber ben artık ne öğrendim, gelen olumsuz düşünceler yerine hemen olumlu ve pozitif cümleler kurarak zihnimi yavaş yavaş olumlu düşünce yapısına alıştırıp, programlayabilirdim. Bildiğimi hale geçirme bu nokta da başlıyordu. Önemli olan olumsuz düşünebildiğini ya da ağzından çıkan kelimeleri o an yakalayıp fark edebilmek çok kıymetlidir.

Fark et ve emek ver. Yaradan tüm olasılıkları yaratmış. Yaratılmış tüm olasılıklar alanından, kendime layık olanı ve hak gördüğümü, hak ettiğimi Rabbimin izniyle hayatıma kolaylıkla çekebilirdim.

Bir işe başlarken önce niyet ediyorum.

Rabbim, yaradanım senin ilahi koruman altında güvendeyim.

Yol senin yolun hizmet senin hizmetin, beni katından destekle.

Rabbim senin benden razı olacağın işler yapabilmeyi bana nasip et. 

Niyet ettiğim bu yolda senin rızan yoksa Rabbim beni doğru ve hayırlı olan yola sevk et, deyip kolaylıkla ve sağlıkla tüm fayda sağlayacağım, Rabbimin buluşturduğu canlara ulaşabileyim.

Kendim için de “Allah’ım bu bilinçte ve bu idrakte her zaman dengede olabilmeye, bulunduğum yerde olabilmenin tüm şükrünü yaşayabilmenin hafifliğini, bende olan bilincin dâimi olabilmesine daha da genişleyebilmesine niyet ediyorum.”

Niyetine girip emek verdiğim işin ve oluşumun, Mevlana’nın da dediği gibi “Oluyorsa bir hayır, olmuyorsa bin hayır ara.” Bunun sonucundaki olmayan bir işin de daha da güzeli, hayırlısı ve mucizelerle dolu olanın hayatıma sevgiyle Rabbimin izniyle akıştan geleceğine inanırım. En güzel ve hayırlı zamanda, benim nasibimde olan ile eşleşeceğime inanırım ve buna canı gönülden odaklanırım.

Sakin ve dengede olabilmeyi hayatımın her alanına katabilmeye emek verdiğimde daha dingin, neşeli, üretken, sakin, hafif ve serbest olabilmenin konforunu ve rahatlığını yaşayabiliyorum.

Şimdi bu satırları okuduğunda bunu yapmak kolay mı? dediğini duyar gibiyim. Hepimizin deneyim ve tecrübeleri farklı farklı hiçbir sınavımız bir diğer kişininkine kesinlikle benzemez değil mi? Şöyle bir düşündüğünde; Rabbimden habersiz bir yaprak kımıldamazken ve bir yaprak düşmezken yaratılmış ilahi sistemin tek yöneticisi olan Rabbim ise senin, benim ve diğer kişilerin yaşamış olduğu sınavlar ve deneyimler bir tesadüf olabilir mi? Kimi evlat acısıyla, kimi yokluk ve kıtlık, kimi varlık, kimi sağlık, kimine Rabbim evlat nasip etmez, ya da kimine ciğer acısı dediğimiz genç yaşta evladının yokluğu ile sınar. Her birimizin sınavları farklı farklı değil mi? Hiçbiri yaşarken öyle kolay olmuyor. Bu süreçler hepimiz için uzun, zorlu ve yorucu olur. Yaşarken sanki hiç geçmeyecekmiş gibi gelir. Zaman dediğimiz an’ın içinde kendimizden kayıp olmuş, hayattan kopmuş ve ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı bilemeyiz. Çaresizlik içinde göstereceğimiz sabır ve sükûnet, bizim güzel günlere ulaştırmanın kapısını aralayacaktır.

Varlık sınavı da nedir? diyebilirsin. Bende varlık olsun o bolluk ve bereketi bak nasıl harcarım keyfini sürer, yer içer gezerim dediğini duyuyorum. Bolluk ve bereketini kendine, çalışanlarına ya da ihtiyaç sahibi insan olur, hayvan olur, doğaya katkı sağlayabiliyor musun? Kimimizin hayat tarzı zaten fayda üzerine kuruluyken sadece kendi için cimri şekilde yaşayanlar da olabiliyor. Şimdiye kadar çok çektim şimdiden sonra yer, içer, gezip, tozarım diyebilirsin. Eyvallah, özgür irade bu senin seçimi. Unutma verdikçe, paylaştıkça bereketi çoğalır. Varlıklı olduğunda bolluk ve bereketini adaletli dağıtıp, kimsenin hakkını yememek de ne kadar önemli. Bir başkasına o bolluk ve bereket geldiğinde belki şaşıracak, şımaracak ya da yoldan çıkıp sapıtacak Rabbim en güzelini, en doğrusunu ve hayırlısını, kime bolluk bereketi vereceğini bilir elbette. Sen akışta olabilmeye niyet et.

Mevlam neylerse güzel eyler…

Çocuklarımı büyütürken eğitim süreçlerinde ne kadar endişeli, kaygılı ve sonuç odaklı olduğumu, yaşadıklarımı akışa bırakmanın ve bırakabilmenin ne olduğunu bilmediğimi “Uyanış Yolculuğum” adlı ilk kitabımda ayrıntılı şekilde bahsettim, biliyorsun.

Rızkın Allah’tan olduğunu biliyorum deyip bu endişe ve kaygılı olmak da neyin nesiydi. Tam zıt davranışlar ve tutumlar değil miydi? Bunun adı tamamen teslim olamama ve kontrolcülüğümdü tabii ki. Hem inanıyorum deyip hem de bu endişelerin beni sarıp sarmalaması neydi? Ayşe o zamanlar kim bilir neler yaşıyordu. Kendince haklıydı tabii. Şimdi akışta ve dengede olabilmenin, olabilmeye çalışmanın huzurunu yaşayabilmek nasip oluyor. Zaman zaman hayatımın içinde kaydığım zamanlarda oluyor tabii ki..

Dengede olabilmeye çalıştığım konular üzerine çalışıyorum ve  emek harcıyorum. 

Kendimize emek vererek, farkında olarak gelişmeye devam…

Şükürler olsun.

Rabbim sakinliği hepimize nasip etsin…

 https://youtu.be/ULsvdgwmRKY?si=U-a-MzghR3bEfpg6

https://www.trendyol.com/pd/az-kitap/uyanis-yolculugum-ayse-ozkilic-p-709644899?boutiqueId=61&merchantId=145168&utm_source=share

 

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!